E vdenı

Kurdî Finnish Turkish
 
Kurdî

Search



Enough is enough, Ocalan’s health is our health”

“Artık Yeter, Öcalan`ın sağlığı sağlığımdır”

On yıldır İmralı Cezaevinde tek başına tutulan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın ağır tecrit ve izolasyon altındaki yaşam koşulları ve sağlığı bir Kürt genci olarak beni endişelendirmektedir.

Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah ÖCALAN 15 şubat 1999 yılından bu yana Türkiye´nin tek kişilik ada cezaevi olan İmrali´da tutulmaktadır. Askeri yasak bölge olarak kabul edilen bu ada cezaevi her türlü keyfiliğin ve hukuksuzluğun hakim olduğu bir rejimle yönetilmekte ve Sayın Öcalan ağır tecrit altında tutulmaktadır.

Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın kronik zehirlenmesine ilişkin olarak Avukatları 1 Mart 2007 tarihinde Roma´da yaptıkları basın toplantısında, Öcalan’ın saç telleri üzerindeki laboratuar incelemelerinin sonuçlarını belgeleriyle birlikte sunarak Öcalan’ın kronik zehirlenmeye maruz kaldığını tüm kamuoyuna açıklamışlardı.

Ve bunun üzerine Kürt halkı her alanda kitlesel etkinliklerle ve açlık grevleriyle Öcalan’ın bağımsız ve uluslar arası bir sağlık ekibi tarafından sağlık kontrolünden geçmesi için CPT tarafından bir heyetin İmralı`ya gönderilmesini talep etmişti.

CPT heyeti bunun üzerine 20 Mayıs 2007 tarihinde İmralı Adasına gitmiş, ancak yapılan analizlerin sonuçlarına, zehirlenme ve son sağlık durumuna ilişkin olarak şu ana kadar hiç bir açıklama yapmamıştır.

CPT daha önce de üç kez İmralı Cezaevinde inceleme yapmıştı. Ancak yaptığı bu inceleme sonuç raporlarına bakıldığında, Türk hükümetinden istenilen hiç bir düzeltme önerisi yerine getirilmemiş, aksine Öcalan’ın koşulları daha da kötüleşmiş ve sürece yayılmış bir imha politikası adım adım yaşama geçirilmek istenmiştir.

Bu durum, Kürt halkında toplumsal kaygıya, giderek de yükselen bir tepki ve öfkeye dönüşmektedir. Dünya kamuoyuna yansıyan bir zehirlenmenin varlığına karşın, sadece Türkiye`nin itirazları ve hassasiyetleri dikkate alınarak, bir halk önderinin yaşam tehlikesinin görmezlikten gelinmesi, evrensel insani ve vicdani değer yargıları açısından hiçbir şekilde kabul edilemez.

Kürt Halk Önderi sayın Abdullah Öcalan`a yönelik bu uygulamalara karşı sessiz kalmak, Türk devletinin Kürtlere karşı yürüttüğü top yekun imha amaçlı saldırı politikalarına güç ve destek sunmak demektir. Türkiye aldığı dış destek nedeni ile Kürt halkına karşı şiddet ve imha politikasında ısrar etmekte ve demokratik siyasal çözümleri reddetmektedir.

Abdullah Öcalan’ın ısrarlı barış ve diyalog girişimleri hep görmezlikten gelinmektedir.

Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan şahsında Kürt halkı imha edilmek istenmektedir!

Ben bir Kürt genci olarak Sayın Abdullah Öcalan`ın sağlığı konusunda, AK konvansiyonu çerçevesinde Türkiye`nin yükümlülüklerini yerine getirmesi için AK ve CPT`nin harekete geçmesini talep ediyorum.

Ben bir Kürt genci olarak “Öcalan’ın sağlığı benim sağlığımdır, sağlığıma dokunmayın” diyorum.

“İmralı Cezaevi kapatılsın, Öcalan’ın yaşam koşulları düzeltilsin, Türkiye’de tüm tutuklulara tanılan haklardan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan da yararlansın” istiyorum.

Bu mektubu yazmamdaki amaç sizleri bilgilendirmek kadar evrensel hukuk normlarının uygulanması, vicdanınıza ve duygularınıza seslenerek insani sorumluluklarınızı yerine getirmeniz beklentisidir. Daha fazla kan dökülmemesi, daha fazla trajedilerin yaşanmaması için bunu sizlerden istiyorum ve bu halkımın sizlerden bir beklentisidir. Üzerinize düşen sorumluluklarınızı yerine getireceğiniz inancıyla,
selam ve saygılarımı sunuyorum.

Ad-soyad:

Ülke :

Tarih :

>>> antonella.nastasie@coe.int - michael.neurauter@coe.int - trevor.stevens@coe.int



“Enough is enough, Ocalan’s health is our health”

The Kurdish people’s leader Abdullah Ocalan, is being kept in the one man prison island of Imrali since 15th February 1999. This island prison that is declared a forbidden area by the military is being administered in a way in which unlawful treatments is the norm, hence Ocalan is under intense solitary confinement.

Due to these conditions Ocalan is suffering from serious health problems, and yet no diagnosis has been made and no significant treatment has been undertaken. On 1st March 2007 Mr. Ocalan’s lawyers presented with dokinements of laboratory reports on samples of Mr. Ocalans hair which showed chronic poisoning.

After 1st March 2007 the Kurdish people made its voice heard through mass meetings and hunger strikes asking for Mr. Ocalan’s health to be taken seriously and for the CPT to send an independent body of doctors to Imralli Island to treat Mr. Ocalan.

After these developments the CPT’s independent body went to Imralli island on the 20th of May 2007, however, after its analysis made no statement about Mr. Ocalan’s health and the risk of poisoning. As a result it is unknown what the CPT’s plans are for Mr. Ocalan’s treatment and his current situation are.

If we take a look at the last three reports of the CPT before this visit we can see that none of the advisory notes made by the CPT were taken seriously by the Turkish authorities, instead the situation and the conditions have become worse. The Turkish authorities, just as with all other international agreements do not respect the CPT reports.

All of these lead to the rising concerns of the Kurdish people which are increasingly leading to a response. It is unacceptable on humane grounds that the Kurdish people’s leader’s life can be sacrificed for the appeals and sensitivities of Turkey.

To stay silent in the face of these procedures against the Kurdish people’s leader Abdullah Ocalan, means to condone the Turkish state’s annihilation policy towards the Kurds. Due to the international support the Turkish state is receiving it is continuing its pursuit of policies of violence and neglecting all attempts of a peaceful and democratic solution.

Regarding Abdullah Ocalan’s health, we call upon the European Council and the CPT to pressure Turkey into taking the CPT’s advisory proposals seriously. We call upon all people who believe in democracy and human rights; “do not remain silent towards the crimes of the Turkish authorities against the Kurdish people”.

For 24 years now, as a result of fleeing from the dirty war carried out by the Turkish troops in Kurdistan, as the confederation of Kurdish associations in Europe we will be carrying out an indefinite seated demonstration in Strasbourg.

Our indefinite seated demonstration will last until the European Council and CPT will make a statement regarding the results of the laboratory findings from the samples of the Kurdish people’s leader, the carrying out of the necessary treatment, and the transfer of Abdullah Ocalan from the one man prison island of Imralli.

As a young Kurd I call upon everyone to support our humane demonstration to make the European Council and CPT to make a move.

As a young Kurd I say “Ocalan’s health is my health, do not harm my health”.

I want “Imrali prison to be closed, Ocalan’s living conditions to be improved, Ocalan to be given the same rights as all the prisoners in Turkey”.

I am writing this letter not only to inform you of the situation but for universally accepted legal norms to be put into practise, I call to your senses to live up to your humane responsibilities. I want this from you to prevent the flow of blood, to prevent further tragedies and this is also the expectation of my people. With the belief that you will fulfil your responsibilities,
I send you my best wishes with the utmost respect.



Name-Surname:

Country:

Date:

>>> antonella.nastasie@coe.int - michael.neurauter@coe.int - trevor.stevens@coe.int



Ö.Gündem'in Sansür Kampanyası sende bir İmza at

SANSÜRE HAYIR!


Türkiye'de son dönemde Kürt sorunundan kaynaklanan çözümsüzlük ciddi hak ihlallerini de beraberinde getiriyor. Hükümet ve Türk Silahlı Kuvvetleri Irak'ın kuzeyine yönelik büyük bir askeri operasyon hazırlıklarını sürdürürken, Kürt sorununun şiddet ve askeri yöntemler dışında diyalog ve siyasi yöntemlerle çözülmesi gerektiği yönünde düşünce bildiren kişi ve kuruluşlara yönelik baskılarda artıyor. Neredeyse hükümet ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ileri sürdüğü yöntemler dışında herhangi bir farklı düşünce beyan edenler suçlu sayılıyor ve açık saldırı hedefi haline getiriliyorlar.

Bu kapsamda muhalif basın yayın kuruluşlarına yönelik açık sansür uygulamaları da arttı. Sansür hiçbir hukuki kuralla örtüşmeyecek bir şekilde uygulanıyor. Peş peşe gazetelerin yayınları durduruluyor, gazeteler kapatılıyor, insanlar haber alma özgürlüğünden yoksun bırakılıyor.

Basın ve düşünce özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmaz koşullarının başında geliyor. 19 Ocak 2007'de Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katledildiği Türkiye'de basın yayın kuruluşlarına yönelik geliştirilen saldırılar ve devreye konulan uygulamalar ise, demokrasinin büyük yaralar aldığını gösteriyor.

Ağustos 2006'dan Ekim 2007'ye kadarki dönemde 6 gazetenin yayını toplam 13 kez durduruldu. Sadece Ekim 2007'de 3 gazete kapatıldı. 17 Ocak 2007'de yayın hayatına başlayan Gündem Gazetesi şimdiye kadar 5 kez; 19 Mart 2007'de yayın hayatına başlayan Güncel Gazetesi 3 kez; 1 Mart 2004'te yayın yapan Ülkede Özgür Gündem Gazetesi 2 kez; Gerçek Demokrasi Gazetesi 1 kez; 15 Ağustos 2006'da yayın hayatına başlayan Türkiye'nin tek Kürtçe günlük gazetesi Azadiya Welat 1 kez kapatıldı. 9 Mart 2007'de yayın hayatına başlayan Yaşamda Gündem Gazetesi ise ancak bir gün yayın yapabildi.

Türkiye'de sansür uygulamaları sadece muhalif basın yayın organlarıyla sınırlı kalmadı. Ekim 2007'de artan çatışmalar ve askerlerin yaşamını yitirmesinden sonra Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 'askerlerin güçsüz gösterildiği' gerekçesiyle Tv ve radyoların yayınlarına sansür getirdi.

Bütün bu gelişmeler, sansürün ve anti-demokratik uygulamaların ulaştığı düzeyi net bir şekilde ortaya koyuyor.
Biz aşağıda imzası bulunanlar, demokratik bir ülke için basın ve düşünce özgürlüğünün olmazsa olmaz bir şart olduğuna inanıyoruz. Farklıyı kabul etmenin ön koşulunun, katılmasakta düşüncesine saygı olduğuna inanıyoruz. Tek yanlı yayıncılıkla birlikte ortaya çıkan dezenformasyonda gelişen milliyetçilikten ülkemiz adına kaygı duyuyoruz. Gündem ve benzeri muhalif gazeteler başta olmak üzere Türkiye'de basın yayın organlarına yönelik uygulanan açık SANSÜRE HAYIR diyoruz.

Asagdaki linki tikliyarak imzayi ata bilirsiniz


(Link Uyarısı: Lütfen verilen her linki ve dosyayı virus kontrolünden geçiriniz! Emin olmadığınız hiç bir dosyayıda kendi güvenliğiniz için açmayınız!)
Link:
http://www.ozgurgundem.org/sansurehayir.asp

Forums



Komalên Ciwano Finlandiya Forums


Bush’a mektup kampanyası
Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu (KON-KURD), ABD Başkanı Bush’a mektup gönderme kampanyası başlattı. Kampanya, Bush’un PKK’ye yönelik ‘terörist ve düşman’ nitelemesine tepki gösterilmesini içeriyor.

Posta, faks ve e-mail yoluyla gönderilecek mektuplarda, özellikle Bush’un, son 5 Kasım ve 8 Ocak tarihlerinde, Türkiye devleti yetkilileriyle görüşmelerinde, PKK’yi ‘terörist ve düşman’ nitelemesine tepki gösteriliyor. Bush’a gönderilecek mektuplarda, Kürtler’in, kimseyle düşmanlık yapmak istemedikleri gibi ABD’ye de düşman olmadığı, her halk gibi kendi ülkelerinde özgürce yaşamak istediği ve PKK’nin de bu özgürlük istem ve davasının savunucusu olduğu vurgulanıyor. Dolayısıyla PKK’ye yönelik Bush’un sarfettiği sözkonusu haksız nitelemelerin özünde Kürt halkını hedef aldığı belirtiliyor. Ayrıca bu tutumun, sözkonusu yaklaşımın sonucunda gelişen Kürt halkına yönelik devlet terörüne, ABD’nin de ortak olması anlamına geldiğinin altı çiziliyor.

Kürt sorununun acil çözüm bekleyen tarihsel bir sorun olduğu hatırlatılan mektupta, ABD’nin mevcut olumsuz politikasına bir an önce son vererek, konumu ve sorumluluğu gereği barışçıl demokratik çözüme dönük rolünü oynaması talep ediliyor.

MEKTUBUN İÇERİĞİ VE GÖNDERİLECEK ADRESLER

KON-KURD’un açıklamasında; İngilizce, Almanca ve Fransızca çevirisi de yapılan sözkonusu mektup ile mektubun gönderileceği ABD Başkanı Bush’un posta, faks ve e-mail adresleri de yer aldı;

MEKTUBUN İNGİLİZCE ÇEVİRİSİ




“Dear George Bush

Dear Mr President,

During your meeting with Recep Tayip Erdogan on 5th November you announced that the PKK was the joint enemy of the USA and Turkey. On 8th January you repeated these words during your meeting with President Abdullah Gul.

The PKK is a political party with the most popular support in Kurdistan and everywhere where Kurdish people live. The PKK is a people’s movement and at the forefront in the Kurdish struggle for freedom. By declaring the Kurdish struggle for freedom ‘terrorist’ you are not only insulting the Kurds but you are also putting them in opposition. The consequence of this is not only the negative effect it has on the USA’s already tarnished reputation in the Middle East, but it is also in conflict with US interests. By adopting this stance, you are becoming the collaborators of Turkey’s policies of assimilation and annihilation which are implemented through the most inhumane of methods such as torture, forced migration and genocide.

The Kurds are not and do not want to be enemies with the USA. The Kurds, just like any other people, want to live freely in their country. The PKK is the defender of these rights.



Jiyana Abdullah Öcalan!
Abdullah OCALAN:
Li Enqereya 1970an ciwanên şoreşger dengê xwe xurt û bêtirs bûn. Li qadeke bi dafik wêrekî dihat dîtin. Eger ew qasê ku li koka te xwedî derbikevin wêrek û jidil tebigerin û eger hindik be jî hisa şerefê bi te re hebe, mumkîn nîne tu van ciwanan neşopîne. Şehadeta Mahîr Çayanan li Qizildereyê û dardakirina Denîz Gezmîşan, wezîfeya şopandina bîranînên wan dida pêşiya me sempatîzanên bi namûs. Êdî xwendina dibistanê bahane bû. Eşkere bû, êdî ezê li ser navê gel tevbigeriyama. Lê diviya bû, ez bizanim gelê min ê navê wî li ber sê darê hatibû qîrîn çi gel e? Diviya bû, ev bihata zanîn. Min wisa dest bi pirsgirêka netewî kir.`



Old Articles

Niha naveroka vê stûnê tune.

User Info
Têketin
Navê Endam

Şîfre

Ma hîn hesabê te tune? Nexwe niha tu dikarî vekî.. Wekî bikarhênerekî tomarkirî tu dikarî rû biguherî, şîroveyan binivîsî.

Endamî:
Endamê Dawî: pendolph
Îro: 0
Duh: 0
Bi Tevahî: 28

Niha Tê De:
Serîlêdêr: 11
Endam: 0
Bi Tevahî: 11

Survey
Malpera me çawa dibînin?

Pir Başe
Başe
Ne Başe
Nizanim



Encam
Pirs

Bi Tevahî Deng: 18
Şîrove: 129

Copyright © 2007 By Komela Cîwanên Finlandiya
w EVQWOÜ *O Q
0 CDIWEPOJVWEOIRJWEORJPOWEFV SDJ FLKASNDŞajWPvE BRQ*oem2
SHUTDOWN -İ


PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.
Hilberîna Rûpelê: 0.14 Çirke
Ciwan Theme Designed by Aso Sipan